14 Eylül 2012 Cuma

Neey, Fadli mi?

            Diğerlerinden farklı olabildiğim tek yönüm, ismim. Fadli. Fars kökenli olduğunu söylediler, faziletli erdemli kişi demekmiş. Çocukluğumda farkına varamadım tabi. "Adın ne?" diye sorulduğunda "F-A-D-L-İ" diye kodlamayı öğrenmiştim, onu söylerdim. Fadli demezdim, kimse anlamazdı ilk seferde. Hala bile böyledir bu. Çok nadir anlarlar. Trajiktir ismimin konulması. Dedemin adıymış, o öldükten hemen sonra ben doğmuşum. Bir çok avantajı ve dezavantajı oldu tabi. Şimdi bunlara bi' göz atalım.

            Avantajlar

           -Lise hayatı olsun, üniversite hayatı olsun hep farklı ortamlara daldığımız yerlerdir. Sınıf ortamı, yurt ortamı. Herkes tanışırken sıradan isimler söyleniyor genelde. Ahmet, Mehmet, Ali... Benim ismim öyle mi? Fadli. -yapılan araştırmalara göre Fadli dedikten sonra insanların "neeey?" demesi 0.002 sn. sürüyormuş. true story- Anlamı ne, nerelisin gibi sorular geliyor. Hop, ilgi bende. 

           -Yaşadığım bir olaydır bu da. Bir kart için başvuruya gittim. Küçük bir odaydı, herkes ayakta bekliyordu. Başvuru için bir masa vardı, başvuruyu yapacak kişi ise dünyalar güzeliydi. Başvuru yapacak tüm erkekler bir girişim içindeydi. Umurlarında olmamalarına rağmen fazladan sorular soruyorlardı. Sadece daha fazla konuşmak için. Kız'da bunalmıştı haliyle. Benden önce girişimde bulunan herkesi gözlemledim ve dedim ki "hiç uğraşma oğlum. ekmek çıkmaz sana." Sıra bana geldi. Kimliğimi istedi. Bana baktı, kimliğe baktı, tekrar bana baktı ve gülümsedi. "İsmin gerçekten Fadli mi ya?" dedi. "Evet, niye şaşırdın?" dedim. "Niye mi şaşırdın? Acaba niye şaşırdı, ne de olsa babasının adı da Fadli'dir. Fadli diye bin tane arkadaşı vardır. Niye şaşırır ya?" diye içimden kendimi azarladım. -Bu yazıyı okuma ihtimali yüksek, detay vermeyeceğim daha fazla.- Özetle,  çok güzel bir kız ile randevulaşabilmiştim. Bunu da ismime borçluyum.
             -Her zaman hatırlanmışımdır. Bayram ziyaretleri olsun, düğünler olsun, bir çok tanımadığım kişi beni tanıyordu. "Sen kimdin?" dediklerinde ismimi söylediğimde "Heeeee, Fadliiii. Tamam tamam." diyorlar. Çoğu zaman rahatlattı bu durum beni. Beni tanımaları içim tüm sülaleyi tanıtmak zorunda kaldığım oldu bir defasında. Hatırlanmak güzel oluyor.

             Dezavantajlar

             -Lanet olası Geometri. Nefret ediyorum o dersten. Öss'ye hazırlanırken tek yaptığım Z gördüğüm yerde, üstteki açıyı alta da yazmak. Başka hiçbir şey bilmiyorum. 3-4-5 üçgeni vardı bi de. Ben bile inanmıyorum ama YGS'de göz kararı çözdüğüm sorularda 10 doğrum vardı. -İçses: Thats how we do bitchez!- Dershane'de derslerden kovulurdum genelde. Hoca'mı da hiç sevemedim. Hamileydi kendisi. O da beni niye sever anlamam, "oğlum olursa Fadli koyacağım adını" der dururdu her ders. Dua ederdim hep kız olsun diye. Nitekim kız oldu, büyük bir dertten kurtuldum. Vermesin kardeşim benim ismimi oğluna. İstemiyorum.
            -Dershane'de olay böyleydi. Peki ya lise'de? Geometri kadar Fizik derside bana saçma gelir. Biraz yapabilirdim fiziği. Vektörler falan vardı, kolaydı onlar. Hocamız da çok zorluyordu bizi. Sorduğu soruları yapan yoktu neredeyse. Bizi bir defasında sözlü yapmak ile tehdit etmişti bizi. Ardahan'lıydı kendisi. Sorduğu soruları yapamayanlara 1 verecekti karnede. Yazılıdan kaç alırsa alsın. 35 civarıydı bizim sınıf, o aralar yani tam hatırlamıyorum. "Oğlum beni mi seçer yaa, boşver" diye kafamda plan yapsam da, yemedi. Çalışmıştım mecburen. Bilin bakalım ne oldu? Listeyi eline aldı ve o büyülü cümleyi kurdu: "F..Fadılii? Kim bu çıksın tahtaya.." Soruyu çözmüştüm. Bir tane daha sormuştu, onu yapamamıştım. Geliştir kendini demişti, içimden "amına koyim eşit ağırlık okucam ben, bana ne fizikten?" dedim, dışımdan "tabi hocam" dedim ve sırıttım. Geç otur dedi. Büyük bir facia'dan kurtulmuştum.
            -Starbucks'ı severim. Orta boy Vanilla Latte'm elimdeyse, kolay kolay keyfim kaçamaz. Her defasında yaşadığım şey ise sipariş verirken oluyor. İsim sormazlarsa ne alâ ama soruyorlar çoğu zaman. Fadli diyorum, bir şey demeden karalıyor bir şeyler. Geçiyorum yan tarafa, bekliyorum bardağımı. Yazan şey: "Fartli" Bre manyak, bre gerizekalı. Fartli ne ya? Bu ne diye sor bi yazarken. Bazen "Fahri" yazıyor. O biraz daha mantıklı geliyor. Bir defasında "F-A-R-T-L-D-İ" harfleri birbirine girmiş, üçüncü defa soruyordu personel. "Pardon neydi isminiz?" Verin lütfen yazayım dedim, ben yazdım. Tüm personelleri tanırım. Hepsiyle tanıştım yani. Sanırım bu yönü avantaj sayılabilir.

             Tahmin edersiniz ki bu kadarla sınırlı değil. Bir sürü olay var. Sıkılmayın siz şimdilik, belki part2 yaparım. Her şeye rağmen söyleyebilirim ki, ismimi çok seviyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder